Eğitim Sen Tarsus Şubesi, 2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla eğitim sisteminde yaşanan sorunlara dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. Eğitim Sen Tarsus Şube Başkanı Kamber Geçer, “Okullar ders ziliyle değil, çözümsüzlükle açılıyor.” dedi.
Eğitim Sen Tarsus Şubesi’nin açıklamasında, velilerin artan eğitim harcamaları, okulların bütçe ve personel yetersizliği, öğrencilerin beslenme sorunu, eğitim emekçilerinin ücretleri ve güvencesiz çalışma koşulları gündeme getirildi. Basın açıklamasını Eğitim Sen Tarsus Şube Başkanı Kamber Geçer ile Kadın Sekreteri Jale Kirman okudu.
GEÇER, “EĞİTİMİN GERÇEK SORUNLARI GÖRMEZDEN GELİNEMEZ”
Türkiye’de eğitim sisteminin yıllardır biriken yapısal sorunlar ve derinleşen ekonomik krizin gölgesinde yeni döneme başladığını belirten Başkan Kamber Geçer, “Milyonlarca öğrenci ve eğitim emekçisi okullara dönerken veliler, daha eğitim yılı başlamadan ağırlaşan eğitim harcamalarıyla karşı karşıya bırakılmıştır. Okulların fiziki, hijyenik ve güvenlik sorunları sürerken öğrenciler, okulda bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemeğe, temiz içme suyuna dahi erişememektedir.” dedi.
Milli Eğitim Bakanlığının yayımladığı 2026/70 sayılı genelgenin eğitimin gerçek sorunlarına çözüm üretmediğini savunan Geçer önlük uygulaması, norm kadro baskısı, Milli Eğitim Akademisi ve “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” üzerinden şekilci, denetimci ve ideolojik bir yaklaşım sürdürüldüğünü ifade etti.
OKULA BAŞLAMA MALİYETİ 14 BİN 700 LİRAYA ULAŞTI
Kırtasiye malzemelerinden okul çantasına, kıyafetten ayakkabıya, servisten beslenmeye kadar hemen her eğitim harcamasında artış yaşandığı belirtilen açıklamada, temel okul ihtiyaçlarının ilkokulda 4 bin 200 ile 5 bin 800 lira, ortaokulda 5 bin 800 ile 8 bin 200 lira, lisede ise 6 bin 500 ile 9 bin 500 lira arasında değiştiği kaydedildi.
Kırtasiye, çanta, okul ve beden eğitimi kıyafetleri ile ayakkabı giderleri eklendiğinde toplam başlangıç maliyetinin ilkokul öğrencileri için 6 bin 700 ile 9 bin 600 lira, ortaokul öğrencileri için 8 bin 800 ile 12 bin 700 lira, lise öğrencileri için ise 10 bin ile 14 bin 700 lira arasında olduğu aktarıldı.
Bu rakamlara servis, ulaşım, beslenme, kantin, yardımcı kaynaklar ve eğitim yılı içerisinde ortaya çıkacak diğer giderlerin dahil olmadığı vurgulandı.
GEÇER “ÇOCUKLARIN EĞİTİM HAKKI AİLELERİN GELİRİNE BIRAKILAMAZ”
Ailelerin gelir düzeyinin çocukların hangi eğitim materyaline ulaşacağını, nasıl besleneceğini ve nasıl bir eğitim alacağını belirler hale geldiğine dikkat çeken Başkan Kamber Geçer “Bu durum doğrudan eğitim hakkının ihlalidir. Çocukların eğitim hakkı ailelerinin gelir düzeyine bırakılamaz. Okulların ihtiyaçları velilerden istenen bağışlarla değil, kamu bütçesinden karşılanmalıdır.” ifadelerini kullandı.
MEB’in her eğitim yılı başında “kayıt parası alınmayacağını” açıkladığını hatırlatan Geçer, okullara yeterli bütçe ayrılmadığı sürece okul yönetimlerinin velilerden bağış istemek zorunda kalacağını ve eğitimin finansmanının ailelerin üzerine bırakılmaya devam edeceğini belirtti.
“ÜCRETSİZ YEMEK VE TEMİZ SU BİR YARDIM DEĞİL, TEMEL HAKTIR”
Ekonomik krizin en ağır sonuçlarından birinin çocukların beslenmesinde yaşandığını ifade eden Başkan Geçer, “Okulda ücretsiz yemek ve temiz içme suyu sağlanması bir yardım değil, çocukların temel hakkıdır. Tüm öğrencilere ayrım gözetilmeksizin en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek ile temiz içme suyu sağlanmalıdır.” dedi.
“ÖĞRETMENİN SAYGINLIĞI KIYAFETLE DEĞİL, EMEĞİYLE SAĞLANIR”
Öğretmenlere yönelik önlük ve kılık-kıyafet uygulamalarına da tepki gösterilen açıklamada, öğretmenin mesleki saygınlığının giydiği kıyafetle değil, emeği, mesleki özerkliği, güvenceli çalışma koşulları ve insanca yaşayabileceği ücretle sağlanabileceği belirtildi.
Norm kadro fazlası öğretmenlerin resen görevlendirilmesi ve Milli Eğitim Akademisi bünyesinde alan değişikliğine yönlendirilmesinin çalışma güvencesine müdahale olduğunu vurgulayan Kadın Sekreteri Jale Kirman, plansız öğretmen istihdamının ve yanlış norm kadro politikalarının sorumlusunun öğretmenler olmadığını ifade etti.
Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik gibi güvencesiz istihdam biçimlerine son verilmesi gerektiği belirtilirken, Öğretmenlik Mesleği Kanunu ile oluşturulan “öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen” ayrımının mesleğin bütünlüğüne ve çalışma barışına zarar verdiği savunuldu.
BİLİMSEL, LAİK VE KAMUSAL EĞİTİM ÇAĞRISI
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adı verilen müfredatın bilimsel ve laik eğitimin temel ilkelerinden uzak olduğunu savunan Eğitim Sen Tarsus Şubesi, eğitim programlarının bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi, kapsayıcı ve anadilinde eğitim hakkını esas alan bir anlayışla hazırlanması çağrısında bulundu.
MEB’e ve siyasi iktidara çağrı yapılan açıklamada, bütün eğitim emekçilerinin ücretlerinin yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması, güvencesiz istihdama son verilmesi, her okula yeterli bütçe ve kadrolu personel sağlanması, temel kırtasiye ve eğitim materyallerinin ücretsiz verilmesi, servis ve ulaşım giderlerinin kamusal olarak desteklenmesi talep edildi.






























