Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Virüs 2

2 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
Erdoğan GÖKÇE


Benim büyüğüm kız olmak  üzere beş kardeştik.  En büyüğümüz 13  yaşındaydı. Ben de 8 yaşındaydım ve ailenin ortancı çocuğuyum.



Evimiz; bir ahır, bir samanlık, bir evdamı ve bir de hem oturma hem da yatma olarak kullanılan salonumuz vardı.



 Birkaç inek, bir  at, bir de zırlak eşeğimizle iç içe yaşardık. Diğer ailelerde olduğu gibi bizim ailede de geçim sıkıntısı haddinden fazla idi.  Çocuk yaşta olduğumuz için bizler pek anlamazdık. Her kış geldiğinde yaz aylarının gelmesini dört gözle beklerdik.  Büyüdükçe durumun vahametini  daha iyi anlamaya başladım.



Bir gün babamın sıkıntısının fazla arttığını gördüm. Evin içinde oradan oraya deli gibi dolaşıyor, olur olmaz şeylere sinirleniyor, ufak bir yaramazlık yaptığımızda büyük küçük demeden hepimize bağırıyordu.



Anam ise daha bir panik haldeydi. Yaşanan sıkıntını yanında bir de eşinin gazabına uğramaktan çekindiği belli oluyordu. Elden de bişey gelmeyince, çaresizlik daha ağır bir şekilde insanın yüreğine yerleşirdi.



Bir  kaç gün böyle geçti zaman.  Her zamanki gibi anam da babam da erkenden kalkmışlardı. Ufak bir hazırlık, umutlu bir telaş vardı. Belli ki babam bir şeylerin peşindeydi. O sabah erkenden evden çıkıp gitti. Anam uzun uzun peşinden baktı umutla.



Sabah evde az da olsa moralli çıkan babam, akşam geç saatlerde eve yorgun ve umutsuz döndü. Bu gidiş dönüşler birkaç gün devam etti.



Babam;  o gün eve beklenenden erken döndü. Şimdiye kadar hiç böylesine neşeli görmemiştim onu. Babamın neşeli hali anında anama da yansıdı. Bir şey sormaya cesaret edemedi. Kocasının  ağzından çıkacak o müjdeli habere kilitlenmiş gibiydi. umutla yüzüne bakıyordu  eşinin.



Babam, “tamam” dedi. “Oldu bu iş.” Bunun ne anlama geldiğini anam anlamış olmalı ki, daha fazla soru sormadı.  Daha gayretli bir şekilde eşine oturacak yer hazırladı. Hemen ev damına koştu, yiyecek bir şeyler getirdi.



Olayın ne olduğunu hâlâ anlamamıştım ama anamla babamın o mutlu hali beni  hem mutlu etti hem de meraklandırdı. Bir iki kez anama, “ne oldu” diye sordum. Cevap alamadım. Merakım daha da arttı.



Merakımdan yatamadım o akşam. Geceleri uzun konuştuklarına hiç şahit olamadığım anamla babam, bu gece karşılıklı ve sakin sakin konuşuyorlardı. Konuşmalarından babamın ekilecek bir tarla bulduğunu öğrendim. Karı-kocanın o gün neden bu kadar mutlu olduğunu şimdi anladım.



Uyumuştum. Konuşmanın diğer tarafını duymadım.



Zaman içinde bulunan tarlanın nerede  olduğunu öğrendim. Köyümüze uzak sayılan ve ekili arazisi fazla olan bir köyde, bizim iki tarlanın toplamından daha büyük bir tarlayı, yarıcı usulüyle  ekip biçme sözü almış.



            Köy bize uzakmış. Tarla ise daha da uzakta. Olsun! Yarıcılık da olsa bizim de  ekip biçeceğimiz bir tarlamız vardı artık.



Benim ilkokula başladığım sene babam da çift sürmeye başladı. Her sabah erkenden atla gider, akşamları hava karadıktan sonra eve dönerdi. Günlerce sürdü bu çift sürmeye gidiş gelişler.



Akşamları annemle tarlanın durumu konusunda uzun uzun konuşurlardı. Tarlanın çok  dik olduğunu, atların çok zorlandığını, taşların altında toprağın zor görüldüğünü…Tüm bu yakınmalı düşüncelere rağmen umutları büyüktü. Yağmur bol yağar, mahsul de bol olursa… bu darlık günlerini varlık günlerine döneceğine inanıyorlardı. Daha fazla çalışacaklardı,  ele güne, muhannete  muhtaç olmak kazar zor bişey var mı? 



Sonbahardan ilk yaza…  Zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Okullar tatil oldu. Ben de ikinci sınıfa geçtim. Tabii okula gönderilmeyen ablamın gayretleri ve bana öğretmenlik yapması  sayesinde.



Ekin biçme zamanı geldi. Arpalar buğdaydan daha önce sarardığı için önce,  köyümüzdeki o  iki küçük tarladan birinde ekili olan arpaları biçmemiz gerekiyordu.



 O yıl ben de ekin biçmeye  başladım. Biçmek deyince öyle orakla falan biçmek gelmesin aklınıza. Elimizle tek tek yoluyoruz arpaları. Çünkü samanı da en az tanesi kadar kıymetli. Tek saman çöpünün bile zayi olmasını istemiyor babam.



(DEVAMI VAR)


Bu yazı toplam 604 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • Said Nursi’yi Talebesinden Öğrenin!-3-9 Ağustos 2016 Salı 10:04
  • Said Nursi’yi Talebesinden Öğrenin! -2-5 Ağustos 2016 Cuma 09:00
  • Said Nursi’yi Talebesinden Öğrenin! -1-2 Ağustos 2016 Salı 09:13
  • Sevr’i Bir Daha Yırtarız4 Ağustos 2015 Salı 08:42
  • ABD Türkiye’de İç Savaş Tezgahlıyor31 Temmuz 2015 Cuma 09:04
  • Çin’e Saldırmak Türkiye’yi Vurmaktır10 Temmuz 2015 Cuma 09:20
  • Anayasa Mahkemesi Kararını Protesto Ediyoruz2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • Türkiyemizi Parçalattırmayacağız2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • Soykırım Yapmadık Vatan Savunduk2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • 152 Adamızı Yunanistan’dan Geri Alacağız!2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • F Tipi Gladyo Hesap Verecek!2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • Ermenileri kestik mi?2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • Cemil Can’ın Yazısı Üzerine2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • İşte Dersim Gerçeği2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • Halk Önderleri ve Aydınlarımıza Çağrı2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • Rojova Devrimi Aldatmacası2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • Muhalefetin İhaneti2 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
  • Abdullah Öcalan Diyor Ki!!!2 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
  • Atatürk ten İsmet Paşa’ya2 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
  • Hain Olacak Çocuk -52 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
  • Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.

    Haberler

    Mersin Haber

    Tarsus Haber
    Oluşturma süresi(ms): -1