Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Hain Olacak Çocuk -2

2 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
Erdoğan GÖKÇE


Kasabadaki sürü sahibi bazı komşular yaz geldiğinde uzak yerdeki  yaylaya göçerlerdi. Yaylacılar, okullar kapanmadan bir iki hafta önce yaylaya çıkarlar, güzün ortalarına doğru geri dönerlerdi.



            O yıl.  A. (Gözü Kara) ile H. (Sakin)’nın aileleri, aralarında konuşmuşlar  ve ilk defa yaylaya gitmek konusunda ani bir karar vermişlerdi.



            Ne sürüleri, ne çadırları, ne de yaylada yerleşecekleri bir yerleri vardı. Hatta sürekli yaylaya giden komşularına bile  yaylaya gitme konusunda da hiç bahsetmemişlerdi.



            Üç arkadaşı daha şimdiden bir ayrılık hüznü sardı.  A. ile H. yaylada hep yan yana  olacaklardı ama M.’den uzun süre ayrı kalacakları için üzülüyorlardı.



İki Aile, yanlarına birkaç kap kacak, bir iki sergi, bir iki yatak, döşek… un, bulgur, yiyecek, içecek öteberi  aldılar. Atların ve eşeklerin sırtına yükleri sardılar.  Önlerine de ineklerini, danalarını katıp, yayla yoluna koyuldular.



Dağlar, tepeler aştılar. Çaylar, dereler geçtiler. Dere kenarlarında mola verdiler,  çeşme başlarında konakladılar.  Bodur ormanlardan, bağ-bahçe kenarından, kıraç  arazilerden, dar boğazlardan geçtiler. İkinci  günün öğle vakti , yaylacıların Yaz Yurdu dedikleri yaylalığa vardılar.  



Yaz Yurdu denilen bu yer, yüksek, başı karlı dağların  ortasında avuç içi gibi duran, üç dört saha büyüklüğünde   yeşil mi yeşil bir araziydi.



Oba; kıldan örülmüş, bazıları yamalı  12 geniş  çadırdan oluşuyordu.    Biraz daha ileride Damlar denilen yerde,  taştan yapılmış çatısız ve penceresiz, harabe gibi görünen dört beş tane ev bulunuyordu. Evlerin hemen alt yanında ağaçlar, ağaçların hemen berisinde kuru çalılarla çevrilmiş sebze bahçeleri vardı.



Obanın sakinleri, gelen komşularını ta uzaktan tanıdılar. Akıllarından ve hayallerinden bile geçirmedikleri bu manzara karşısında oldukça şaşırmışlardı.



Obalılar,  gelen komşuları çadırların ilerisinde karşıladılar. Birbirlerine sarılıp hoş beş ettiler.



Birkaç akranı gelip A. ile H.’ya samimice “hoş geldin” dediler, sarılıp birbirlerini öptüler.



Yeni konuklar, doğrulayıp obalarına gelmişlerdi. Neden geldiklerini, nereye gittiklerini hiç sormadılar.



Çok sevdikleri insanlara yıllar sonra kavuşmuşlar gibi samimiyetle birbirlerine sarıldılar, hasret giderdiler sohbet ettiler.



Biraz hoş beş sohbetten sonra, ova komşularının yanlarına yayla yaylamaya geldiklerini öğrendiler. Gelenlerin yüklerinden çadırsız geldikleri belli idi. Obadan hiç kimse, “çadırı nerden bulacağız”, “kimin yanına yerleşeceksiniz”, “Ne kadar kalacaksınız…” gibi hiçbir soru sormadıkları gibi ima da etmediler



Yani bir oda içinde iki  ailenin yaşaması gibi bir çadır içinde iki aile yaşayacaktı. Hem de  üç ay boyunca. Hem de dilleri ve mezhepleri farklı olduğu halde.



Obadaki hiç ama hiçbir kimseden, ne bir homurtu, ne bir şikayet, ne de bir olumsuzluk asla olmadı. Hemen herkes, yeni konukların kendi çadırlarına yerleşmesinden memnun olacaklarını açıkladılar.



Obanın  yetkilisi durumunda olan ve sözü dinlenen  yaşlı bir adam,  hiç kimsenin  farkında bile olmadığı  kısa bir zaman dilimi içinde, bu iki ailenin ayrı ayrı yerleşeceği iki çadır ayarlamıştı bile.



Arazinin ortasından  geçen ve su değirmeni arkını  andıran  Y harfi şeklindeki  büyük ark, oba çadırlarını üç parsele ayrılmış görüntüsü veriyordu. Sağdan ve soldan gelen V harfine benzer arklar, obanın tam ortasında birleşiyor ve aşağıdaki  dereye doğru akıyordu. Arktan akan sular içilecek kadar temiz, yeni erimiş kar gibi soğuktu. Taşların altına gizlenmiş büyük kıskaçlı renkli  yengeçler görünürdü. Arkların üzerine merdiven şeklinde yapılmış köprücükler vardı. Arkın her iki kıyısında, ısırgan otu denilen gür bir otun yanı sıra çok değişik gür otlarla doluydu.



 Aile nüfusu seyrek olan iki çadırda, yeni gelenlere hemen yer açıldı. Çadırı iki eşit parçaya bölecek şekilde ortaya bir büyük çarşaf gerildi. Yeni konuklardan biri bu çadıra, diğeri de başka bir çadırda;  kendilerine ayrılan yere, eşyalarını yerleştirmeye başladılar



Çadır; geniş bir evsin şeklinde çevrilmiş taş duvar üzerin sabitlenmiş. Duvarın dış tarafında bir uçtan diğer  uca,  etrafa çakılan  demir kazıklara bağlanarak sağlamlaştırılmış. Ön ve arka taraflara dikilmiş orta uzunlukta direkler. Orta yerin sağında ve solunda , ortadaki direğe nazaran biraz daha kısa direklerle gerilmiş koca bir şemsiyeyi andırıyordu.



Ova ile yaylanın iklimini kıyasladığında, fırından çıkan bir adamın buzdolabına girmesine benziyor yaylaya gelmek. İyi ki kalın giyeceklerini de beraber getirmişler.



Çadırlarda aydınlanma aracı olarak  fanus denilen gaz lambası kullanılırdı. Ateş tutuşturmak için de ya muhtar çakmağı denilen benzinli  çakmak ya da kibrit kullanılırdı. Ekmek ve yemek ise dulda yerlere yapılmış ocaklarda pişirilirdi.



(Devamı Var)


Bu yazı toplam 911 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • Said Nursi’yi Talebesinden Öğrenin!-3-9 Ağustos 2016 Salı 10:04
  • Said Nursi’yi Talebesinden Öğrenin! -2-5 Ağustos 2016 Cuma 09:00
  • Said Nursi’yi Talebesinden Öğrenin! -1-2 Ağustos 2016 Salı 09:13
  • Sevr’i Bir Daha Yırtarız4 Ağustos 2015 Salı 08:42
  • ABD Türkiye’de İç Savaş Tezgahlıyor31 Temmuz 2015 Cuma 09:04
  • Çin’e Saldırmak Türkiye’yi Vurmaktır10 Temmuz 2015 Cuma 09:20
  • Anayasa Mahkemesi Kararını Protesto Ediyoruz2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • Türkiyemizi Parçalattırmayacağız2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • Soykırım Yapmadık Vatan Savunduk2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • 152 Adamızı Yunanistan’dan Geri Alacağız!2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • F Tipi Gladyo Hesap Verecek!2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • Ermenileri kestik mi?2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • Cemil Can’ın Yazısı Üzerine2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • İşte Dersim Gerçeği2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • Halk Önderleri ve Aydınlarımıza Çağrı2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • Rojova Devrimi Aldatmacası2 Temmuz 2015 Perşembe 19:33
  • Muhalefetin İhaneti2 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
  • Abdullah Öcalan Diyor Ki!!!2 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
  • Atatürk ten İsmet Paşa’ya2 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
  • Hain Olacak Çocuk -52 Temmuz 2015 Perşembe 19:32
  • Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Haberler Mersin Haber
    Oluşturma süresi(ms): -1