Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Kapitalist Toplumda “Devlet” ve Kentsel Mücadele-1

5 Aralık 2015 Cumartesi 14:02
Yakup ŞEN

Bütün kentsel hareketler işçi sınıfı hareketine  bağlanmadıkça, düzeltimci hareketler olarak  kalmaya mahkumdur!!

Bugün yerel yönetimleri (özellikle de 1980’den sonra)  dünyadaki ve de ülkemizdeki  ekonomik, siyasi, ideolojik  ve  örgütsel bir yapıyı  göz önünde bulundurarak  değerlendirmemiz gerekir.

Yeryüzümüzde  uluslar arası tekelci  sermayenin başını çektiği  başta ABD olmak üzere İngiltere, Fransa, Almanya ve Japonya vb gibi ülkelerin; gelişmekte olan  (emperyalizme bağımlı)  ülkelerde uygulamaya çalıştıkları  devleti küçültme ve  özelleştirme adı altında  giriştikleri yağma ve talan   politikalarıyla  yakından ilgilidir.

Küreselleşme diye adlandırdıkları  bu anlayışla özellikle  de 1980’den sonra  Ortadoğu ülkelerinde  ve dünya kamuoyuna  sosyalizmin  bir daha   geri gelmemek   üzere çökmekte olduğunu  ve ideolojinin artık  yer yüzünde  sona erdiğini  sürekli olarak empoze   etmeye çalıştılar. Oysaki (biz sosyalistlerde) biz de  bu burjuva anlayışının  karşısına; bugün için S.S.C.B.’de  sosyalizm  yenilgiye uğradı;  ama   dünyada emek sermaye çelişkisinin  olduğu her yerde  sınıf mücadelesi  kendisini ortaya koyacaktır diyoruz!! Bu bugün içinde  böyle binlerce  yıl öncesinde de  gene  böyleydi!!

Yani dünyada egemen sınıflar  var olduğu sürece; yani bir tarafta  (ezan, sömüren, yöneten sınıflar ve  devleti)  sömürücü sınıfların oluşu; diğer tarafta  ise ezilen, sömürülen ve  yönetilen sınıfların varlığı  ve bu sınıfları  temsil eden  devletin olmayışı  var  olduğu  sürece  sınıf savaşları  yer yüzünde sürecek  ve zafer  proletaryanın olacaktır  (eninde sonunda)  kaçınılmaz olarak!!!

Ülkemizde 1980’lerden sonra başlayan  24 Ocak kararlarıyla başlayan ekonomik politika değişiklikleri  1983’ten sonra  ANAP iktidarıyla birlikte  perçinlenerek sürmüştür.  1984’ten sonra yerel seçimlerin çoğunluğunu kazanan ANAP, yerel hizmetleri özelleştirmeyi, hizmetleri ortaklıklar eliyle  götürmeyi iş çevrelerine  (başta şirketler olmak üzere)  bolca kaynak aktarmayı  ve ihaleci belediyecilik  anlayışının  yaygın hale getirilmesinin  öncülüğünü yapmıştır!   Özelleştirmeyi  yap-işlet-devret gibi liberal (yağma ve talana dayalı) politikaları hayata  geçirmiştir.

Aslında özelleştirme; “kamu hizmetlerinin  kamuya ait  mal ve hizmet üreten birimlerinin mülkiyetinin  ya da yönetiminin  özel sektöre devri, kamu elindeki  ekonomik etkinlik  alanlarının, mülkiyet devri  söz konusu olmaksızın  özel sektöre açılması  ya da bu alanda   gönüllü kuruluşların  yer alması”  biçiminde tanımlanmaktadır!

Finansmanın özelleştirilmesi, üretimin fiyatlar ve  harçlarla   finanse edilmesi   kamusal tekellere son verilmesi, iyeliğin  ve yönetimin  kısmen ya da tümüyle  özel kesime devredilmesi, üretimin  özelleştirilmesi.

Görüyoruz ki başta  belirttiğimiz gibi devletin  günümüzde halktan  vergi toplayan  bir numaralı örgütlü  güçtür her zaman  için!  Halktan  toplanan  bu paraların bir avuç  tekel, holding ve  şirketler arasında nasıl paylaşıldığını   rahatlıkla görüyoruz! Bu  işlerin  sağdaki burjuva partilerince  ademi-merkeziyetçi  bir yapılanmaya   nasıl oluşturulduğuna tanık olmaktayız.

Bizler ise bu burjuva  liberal  anlayışa karşı   demokratik merkeziyetçi  bir siyasi anlayış  ve  “sol” ittifak  cephesiyle kısa, orta ve uzun vade de  örgütlenerek halkımızın  menfaatleri (çıkarları) doğrultusunda   gerçekten genel ve yerel  bazda katılımcı  ve demokratik bir yapılanma anlayışıyla  örgütlenmemiz  başarıya ulaşma  şansımızı yükseltecektir.

Yerel yönetimlere karşı verilecek mücadele  genel siyasetimizin  ayrılmaz bir parçasıdır. Ancak bu mücadeleyi  genel ekonomik, siyasi,  ideolojik ve örgütsel  mücadeleyle birleştiğimiz  zaman başarı şansımız  doğacaktır!  (Devam edecek)

Bu yazı toplam 542 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • Faşizmin Kara Lekesi Tarihe Yüz Karası Olarak Geçecek!16 Şubat 2018 Cuma 09:03
  • Dışa Bağımlı Kapitalist Sistemde Devlet Neden Tamamen Sosyal Olmaz? (3)11 Temmuz 2017 Salı 14:29
  • Dışa Bağımlı Kapitalist Sistemde Devlet Neden Tamamen Sosyal Olmaz? (2)9 Haziran 2017 Cuma 08:44
  • Dışa Bağımlı Kapitalist Sistemde Devlet Neden Tamamen Sosyal Olmaz? (1)6 Haziran 2017 Salı 09:15
  • Şaibeli Referandum25 Nisan 2017 Salı 08:46
  • Başkanlığa “Hayır” Kampanyası İçin Ulusal Seferberlik İlan Edilmeli (!)17 Şubat 2017 Cuma 08:34
  • Anayasalar Neden ve Kimin İçin Değiştirilir (2)27 Ocak 2017 Cuma 08:41
  • Anayasalar neden ve kimin için değiştirilir?(1)24 Ocak 2017 Salı 08:53
  • Başkanlık Sistemi ve Anayasa Üzerine20 Ocak 2017 Cuma 08:37
  • Yeni Anayasa Düzenlemesi Fiili Diktatörlüğe “Hukuki Boyut” Kazandıracak!17 Ocak 2017 Salı 08:51
  • Örtülü Faşizmden Açık Faşizme (2)29 Kasım 2016 Salı 08:41
  • Örtülü Faşizmden Açık Faşizme (1) 15 Kasım 2016 Salı 08:31
  • Felsefe-18 Kasım 2016 Salı 08:46
  • Felsefe-111 Ekim 2016 Salı 08:28
  • Bu “Darbe” Başka Darbe2 Ağustos 2016 Salı 09:15
  • Kısa Yoldan Zengin Olmanın Bedeli12 Temmuz 2016 Salı 08:53
  • 1 Mayıs İşçi Ve Emekçi Bayramı (2)17 Mayıs 2016 Salı 08:30
  • Kentsel Rant Sömürüsüne Karşı Neden Sosyalist Kent Modeli!14 Mayıs 2016 Cumartesi 16:30
  • 1 Mayıs İşçi Ve Emekçi Bayramı (1)14 Mayıs 2016 Cumartesi 16:25
  • Ülkemizde, dünyada savaşların, terörün olmadığı ve sosyal bir devletin olduğu bir dünyanın yaratılması!1 Nisan 2016 Cuma 08:51
  • Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.

    Haberler

    Mersin Haber

    Tarsus Haber
    Oluşturma süresi(ms): -1