Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Politik görüşü olmayan insan yoktur sadece korkak vardır

Levent Kırca İşçi Partisi’ne neden üye oldu? ‘Azınlık’ oyunu ne anlatıyor? Hükümetler arası sansür farkı nedir? ‘Önüm, Arkam, Sağım, Solum Dönek’ isimli kitabı ne zaman çıkacak?
Tarih: 19 Ekim 2012 Cuma 09:39
Politik görüşü olmayan insan yoktur sadece korkak vardır
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
Levent Kırca İşçi Partisi’ne neden üye oldu? ‘Azınlık’ oyunu ne anlatıyor? Hükümetler arası sansür farkı nedir? ‘Önüm, Arkam, Sağım, Solum Dönek’ isimli kitabı ne zaman çıkacak?
Akşam Gazetesi’nden Zeynep Bakır’a çarpıcı açıklamalarda bulunan Kırca’nın röportajını sütunlarımıza taşıyorum…
 
 
*            *            *
Geçtiğimiz hafta TRT’de yayınlanan ‘Olacak O kadar’ programı izlenme rekorları kırdı. Büyük Ortadoğu Projesi’nin konu alındığı skeçte, eşbaşkanın yapmak istediklerini canlandıran Kırca’nın tiplemesi hem çok güldürdü, hem de hükümete sert eleştirilerde bulundu. Biz de programın muhalifliğini konu ederek Levent Kırca’nın evine konuk olduk. Sorumuz şu: “Hükümeti bu kadar eleştirdiniz üstelik devletin kanalında, sansüre girer misiniz?” Cevabı netti: “Başbakan bizzat aradı, “Levent Bey biraz ağır kaçmadı mı?” diye sordu. Ben de olacak o kadar dedim.”
Bir dakika… Olaylar böyle gelişmedi… Bu başka bir zamanın, belki geçmişin belki de uzak bir geleceğin haber girişi…  Uzun zamandır ‘Olacak O Kadar’ programı da, Levent Kırca da yasaklı.
Biz, Levent Kırca’nın evine İşçi Partisi’ne üye olduğunu öğrendiğimiz için gittik. Buyurun yılların legal muhalifinin, illegal muhalifliğe geçişinin üzerine önemsiz gibi görünen minik bir söyleşisi… Konudan sıkılırsanız yan sayfada kanayan başka bir ‘öteki’ yara var…
- İşçi Partisi’nin bir gün devletin başına geçeceğini söylediğinizi duyduğumda açıkçası güldüm, komik geldi. Olmayacak şeyleri düşünmek insanı güldürür ya… Sizin cümlenizin altında yatan şey neydi?
Umut! Atatürk ve tayfası Samsun’a minicik bir gemiyle giderken de insanlar, “Olmaz o iş” diyordu. Birinci basamaktasın diye merdiveni çıkmayacak mısın? İnançsız insan olmaz. İnsan ölüm döşeğinde bile “Acaba yırtar mıyım, hâlbuki bugün iyi de uyandım, kahvaltıda reçelle ekmek yedim” der. Yaşamın kendisi umutsuz olamaz. Umutsuzluk üzerine dizayn edilmemiştir. “Mahvoldum” dediğin yerde bile filizlenen bir şey görürsün. Ben üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum.
- Ne yapacaksınız partide?
Ben haber almak istediğim zaman Ulusal Kanal’ı izliyor, Aydınlık Gazetesi’ni takip ediyorum. İnandığım başka bir yayın organı kalmadı. Bunların hepsi İşçi Partisi’nin uzantısı… Aydınların, geleceği görebilenlerin toplandığı bir yer. Öyle akıllı bir gençlik var ki… Türkiye Geçlik Birliği mesela… Ben onların eylemlerine katılırım, onlar adına oyunlar oynuyor, hasılatı onlara bırakıyorum. Çünkü berrak su onlar, kirli denizde ne işim olur.
- “Ya oradasın, ya buradasın” gibi bir şey mi var artık? Her şey keskin ve net, peki ya sessiz kalmak, bir yere üye olmamayı tercih etmek hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ya Türkiye Cumhuriyeti’nden yanasın ya da onun karşısındasın. Bu kadar kesin. Sessiz kalıyorsan karşı taraftasın demektir. Sanki her şey yolundaymış gibi sessiz kalmayı, “Ben ilgilenmiyorum” demeyi anlamıyorum.
- “Politik değilim, sadece sanatla ilgileniyorum” diyenler…
Hayatın kendisi politiktir, doğada bu var. Politik görüşü olmayan bir tek insan yoktur. Korkak vardır sadece.
- Herkes sizin kadar cesur değilse…
Bak bu ayrı. Göze alamayanlar arasında devlet memurları, işçiler, kıt kanaat hayatını döndürenler var. Peki ya toplumun vitrini olan, entelektüelim, aydınım diyen okumuş insanlar…  TRT’de ya da özel kanallarda dizisi olduğu için “Düzenim bozulmasın şimdi” diye susan insanlar? Sessiz kalanlar, yandaş olmaya bile cesaret edemeyen korkaklar, aradan kaynamaya çalışıyorlar. Hiçbiri arkadaşım değil. Somut olarak da artık görüşmediğim bir sürü insan var.
- Yandaş olmak… Bazıları da “köprüyü geçene kadar…” değimiyle bakıyor olabilir mi?
Bir ırmak bendini aşıp taşıyor. İlk sıradaki evler heyecan yapıyor, “Bu su bizi de götürecek” diye… İkinci sıradaki evler, “Aman daha birinci sıradaki evler var ben kendimi sağlama aldım” diyerek umursamaması bana hiç insancıl gelmiyor. Taşan su ılımlı İslam’a doğru gidiyor. O su, ikinci sıradaki evi de içine alacak, farkında değil. Sanıyor musun, yandaş olanlar kendilerini garanti altına alabildi. İlk fırsatta onlar da silkelenecek. Bunun farkına varamayanların Almanya tarihini okumalarını öneririm.
- Yandaşlık konusunda Sezen Aksu sembolik bir isim oldu… Onun hakkında ne düşünüyorsunuz?
‘Azınlık’ isimli bir oyun oynuyorum Türkiye’nin her yerinde, büyük salonlarda… Oyunda bir takım slaytlar gösteriyorum. Bazıları büyük alkış alırken, bazıları da yuhalanıyor. Yuhalananlardan biri de Sezen Aksu… Bu aralar “Çok pişmanım” dediğini duydum. Bir süreliğine ben de yandaş olsam, “Çok pişmanım” dersem bana da inanırlar mı acaba?
- Sinan Çetin de ‘Çanakkale Çocukları’ isimli bir film çekti, izlediniz mi filmi?
İzledim, izledim. Çanakkale Çocukları diyor ama inanma, kendi çocukları... Karısını ve çocuklarını oynatmış, tabi onlar da oynayamamış... Cumhuriyet düşmanı, Atatürk düşmanlığı yapan bir film... O, seyirciye oynuyor. Hatta seanslar iptal ediliyormuş, öyle duydum.  İzlediğimde salondaki tek seyirciydim, altmış iki yaşındayım, ilk kez “Yuh” çekme hakkımı kullanmak istiyorum. O da Sinan’a ve bu filme olsun.
 
Bu haber toplam 1178 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.

Haberler

Mersin Haber
Oluşturma süresi(ms): -1