Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Burjuva demokrasisi mi yoksa “Proleterya’nın Demokrasisi mi?

Demokrasi kültürü eğitiminin eksikliğinden doğan bu durum ise devlet işlerinin kamu yararı doğrultusunda yürütülmesini engellemektedir.
Tarih: 19 Ekim 2012 Cuma 09:38
Burjuva demokrasisi mi yoksa “Proleterya’nın Demokrasisi mi?
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt


Demokrasi kültürü eğitiminin eksikliğinden doğan bu durum ise devlet işlerinin kamu yararı doğrultusunda yürütülmesini engellemektedir.

      Demek ki; “Sosyal Hukuk Devleti”nin gerekliliğineen alt kademeden en üst kademeye kadar halkın inanç ve katkısı olmayınca değil sosyal hukuk devleti sadece oy çoğunluğuna dayanan biçimsel demokrasi bile süreklilik kazanamıyor.

      Hangi partiden, hangi sınıftan ya da hangi menfaat grubundan olursa olsun, hangi partinin üyesi bulunursa bulunsun bütün halk ve özgürlüklerin lezzetini tehlikeye koyacak olaylar karşısında bulunsun bütün halk, insan hak ve özgürlüklerin lezzetini tehlikeye koyacak olaylar karşısında-tıpkı vatan savunmasında dış düşmana karşı olduğu gibi-hemen birleşip bütünleşme bilinci içine girer ve savundukları menfaatler arasında bir denge, adaletli bir uyuşma sağlanmasını gerçekleştirir.

      O halde gerek sivil ve gerekse askeri okullarda insan hakları, demokrasi ve sosyal hukuk devleti öğretim ve eğitime büyük önem ve geniş bir yer ayırmak gerekir.

      Dünyanın en büyük özanlarından biri olduğu kadar en büyük filozoflarından da olan dile getirdiği özdeyişi bir yanda “Sosyal Hukuk Devleti” öte yanda “Jandarma ya da Polis Devleti” ilişkisine uygulayarak ve birde hukuka en şaşı bakan bir devlet adamının uyarısını eklemek uyarısını eklemek isterim.

      Geothe şöyle diyor:

      “Ben zararlı doğru ve gerçeği, yararlı hayata ve yalana tercih ederim”  çünkü zararlı gerçekler (Zararlı doğru) başlangıçta zararlı olabilir; sonraları ise yararlı ve daima yararlı olacaktır. Yararlı hata (Yararlı yalan) ise ancak başlangıçta yararlı olabilir. Fakat sonraları zararlı ve daima daha zararlı olmaya mahkumdur.

      Bu özdeşi ve kalıbı “Hukuk devleti” ve “Jandarma ve Polis Devleti”  ilişkisi bakımından şu biçimde açıklamak isterim.

      “Hukuk Devleti ilkeleri ancak başlangıçta zararlı olabilir; sonraları yararlı ve geçen her gün daha yararlı olacaktır. Buna karşılık Jandarma-Polis Devleti yöntemleri ve ilkeleri ise ancak başlangıçta yararlı olabilir; sonraları zararlı ve her geçen gün daha zararlı olmaya muhkumdur.

      Devlet denince aklımıza öncül olarak şu sorular gelebilir. Devletin tanımı, devletin ne zaman ve nasıl ortaya çıktığı, devletteki iş bölümü, kurumları, baskı araçları, devletin kökeni, devlet tipleri ve biçimleri vb. ilk aklımıza gelecek konulardır.

      İlkel çağlardan bu yana giderek insanlar arasındaki ideolojik, felsefi, akademik, sosyal, kültürel ve siyasal yaşamın değişkenliği ve bunlara bağlı olarak sınıfsal farklılıkların doğmasıyla birlikte devlet olgusu da oluşmaya başladı.

      Devlet insanların giderek toplumsal yaşamalarında baş vurdukları bir örgütlenme biçimi, anlayış ve tarihsel bir gerçeklik olarak karşımıza çıkmıştır. Nitekim tarihin çok eski devirlerinde devlete rastlanmıyor. Devletin meydana çıkışı ve diğer sosyal kurumlardan ayrılığı, kendisinin örgütlülük hacminin çok farklı olduğunu kanıtlamasıdır.

      Bir toplumda örgütlülük düzeyi devletinkinden daha yaygın, daha geniş, daha kapsamlı, daha düzeyli ve düzenli başka bir sosyal kurum yoktur. Bu durum kendi içerisinde çok ileriye vardırılmış bir iş bölümüyle donatılmıştır. Yöneticilerden bir kısmı toplumda hukuk kurallarını sağlar (Kanun koyanlar) diğer bir kısmı kuralları yönetilenlere uygularlar (İdareciler) bir kısmı kuralların uygulanmasından doğan uyuşmazlık ve anlaşmazlıkları çözer (Hakimler)

      Görüyoruz ki; devlette çok büyük ve organizeli bir örgütlülük gücü var. Ancak bu gücün bu örgütün elinde (Devletin) üstün bir yaptırma gücü ve bir zorlama olanağı vardır. Bu yaptırım güçleri olarak polus, jandarma giderek ordu ve bütün bu baskı araçları, devleti yönetenlerin ama yalnız onların elindedir. Bu durumda devlet öteki sosyal  kurumlardan farklı olarak “Silahlı güçlerin tekeli”ne sahiptir. Bu tekel ortadan kalkınca devlet de dağılıyor.

            -Devam Edecek-


Bu haber toplam 1236 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.

Haberler

Mersin Haber
Oluşturma süresi(ms): -1