Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Araştırma ve İnceleme

Araştırma ve İnceleme
Tarih: 3 Ekim 2012 Çarşamba 10:35
Araştırma ve İnceleme
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
Devlet ve yönetim uymazsa, vatandaşlara hakettikleri bir yaşam düzeyi sağlamazlarsa, insan hakları güvence altına alınmaz ve tehlikeye düşerse taraflardan birisi verdiği sözü tutmamış olur ve toplumun temelinde yatan sosyal sözleşme bozulur. İşte bu noktada bireylerin kendi haklarını korumak ve sahip çıkmak üzere direnmeye ve topluca sevel bir başkaldırıya yönelme hakları vardır. Devlet ve yönetimler toplumu oluşturan bu tarihsel anlaşmanın bilincine vararak, üstlendikleri görevleri yerine getirerek hak ve özgürlükleri korumalı ve güvenceli bir hukuk düzeni  kurmak zorundadırlar.
      Tarihte oluşan büyük devrimler ve benzeri siyasal oluşumlar toplamların kendi haklarını korumak ve daha iyi bir düzen kurmak üzere sivil başkaldırma ve savaşın çeşitli örnekleri gösterilebilir.
      Sivil başkaldırma insan hak ve özgürlüklerinin korunmasında ve güvenceli bir düzene kavuşturulmasında dinamik ve etkin bir güç olmuştur.
      İstenmeyen olumsuz gelişmelere karşı toplumların protestosu ve karşı çıkışı için sivil başkaldırma genellikle benimsenen geçerli bir yol olmuştur. İnsanların kendilerini feda etmeleri topluma açık mesaj veren gösterilere girişimleri doğru gösterilere veya direnişlere kalkışmaları genellikle sivil başkaldırının örnekleridir.
      Batı demokrasilerinde bunun çeşitli örneklerini veya benzeri girişimlerini her zaman görmek olanaklıdır. Çünkü o toplumlarda kamu düzenini bozmamak koşulu ile direnmek ve tepki göstermekte bir hukuksa hak olarak insanlara tanınmıştır. Herşeyden önce Batı demokrasilerinde kendisini yıkmayacak şekilde sağlama almış ve vatandaşlarının desteğine sahip olmş biri devlet anlayışı gelişmiş ve daha ileri giderek kendi varlığı ile ters düşen sivil başkaldırma haklarını insan haklarının çerçevesinde kendi toplumunun insanlarına tanıyabilmektedir.
      Sivil başkaldırma uygarlığın, çağdaşlığın getirdiği ve tartıştığı yeni bir durumdur. Adi ayaklanmalarla karşılaştırılmaması gerekir. Siyasal amaçlı ayaklanma ve halkı kışkırtmalar kesinlikle sivil başkaldırma değildir. Sivil başkaldırmanın altında yatan haklılık ölçüsü her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Haklılığın ölçüsü de hakların çiğnenmesi veya baskı altına alınması. İleri ülkeler sadece kendi toplumları için değil; dünyanın bütün ülkelerinde insan haklarına karşı girişimlerini gündeme getirerek protesto etmeyi bir görev bilmektedirler. Sivil başkaldırma hiç bir zaman şiddet veya terör değildir. Terörist eylemleri sivil başkaldırmanın anlamı veya görünümü ile karıştırmamak gerekir.
      Demokrasiler öncelikle hoşgörü rejimleridir. Birbirine karşı hoşgörü gösterecek anlayışa sahip olmayan insanların yaşadığı toplumlarda demokrasilerin kurulabilmesi kurulsa da uzun ömürlü olabilmesi çok çok zordur. Hoşgörü belirli bir toplumsal ve kültürel düzey gerektiren bir tutumdur. Birbirini dinlemeyen karşıt düşüncelere saygı göstermeyen, başkalarının da başka türlü düşünebileceğini ve herkesin buna hakkı  olduğunu kabul etmeyen toplumlarda hoşgörüden söz edilemez. Yalnız hoşgörüden değil aynı zamanda demokrasiden de söz etmek düşten öte gidemez. Hoşgörü kültürünün gelişmesi insanların birbirlerine katlanabilmesi olgusunu da gerçekleştirir.
      Demokrasiler, insanların birbirlerine katlanabilecekleri rejimlerdir. Birbirinden çok ayrı değişik toplumsal sınıfları ve onların anlayışlarını barındıran demokrasilerin en zor yanlarından birisi de insanları birbirine katlanmak zorunda bırakmasıdır.
      Bazen en demokrat tutum içinde olduğunu ileri süren insanlar bile başka düşüncelere, yaşam biçimlerine veya anlayışlara karşı sabırlı olamazlar.
      Demokrasi geleneği bulunmayan toplumlarda, çoğulculuk yerine tekilcilik anlayışı egemen bulunduğundan insanların birbirlerine katlanmaları olamayabilir.
      Yönetimlerin tekelde toplandığı merkezi yapılarda tekçi gelenekler oluşur. Tekçi geleneklerde ise herkes kendi düşüncesinin doğruluğuna inanır, karşısındakinin de haklı olabileceğini düşünmez ve başkaları ile hoşgörü çerçevesinde dialoğ kurmaya yanaşmaz. Tek ve kesin doğruya inana insanların çoğunlukta bulunduğu toplumlarda ne hoşgörü ve de ne demokrasi olmayacağından, insan hakları geri planda kalır.
            -Devam Edecek-
    
Bu haber toplam 1046 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.

Haberler

Mersin Haber

Tarsus Haber
Oluşturma süresi(ms): -1