Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Araştırma ve İnceleme

Araştırma ve İnceleme
Tarih: 26 Eylül 2012 Çarşamba 12:57
Araştırma ve İnceleme
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
Demokrasiler için örgütsüz ve dağınık bir alt yapı düşünülemez. Altyapının demokratik çizgide oluşabilmesi için örgütlenme aşamasına gelinmeli ve ortaya somut birlikler çıkarılmalıdır.
     Demokrasilerde ön planda siyasi partiler yer alır ve bunlar arasında özgür bir iktidar yarışı vardır. Bu yarış bazen aşırı derecelerde kesinleşir ve hiçte uygun olmayan durumlar ortaya çıkabilir.
     Partileşmek örgütlenmenin ilk ve en önemli yoludur ama tek yolu değildir. Partilerin yanı sıra diğer demokratik kitle örgütleri (Sendikalar, kooperatifler, meslek örgütleri, çeşitli alanlardaki birlik ve dernekler vb) ülkede geniş bir örgütlenme ağı yaratırlar. Bu tür yan örgütlenmelerin yasaklandığı veya sınırlandırıldığı ülkelerde gerçek anlamıyla bir demokratik rejimden kesinlikle söz edilemez.
     Toplumumuzda birden fazla birliğe üye olanlar kadar hiçbir örgüte girmeyenlerde bulunmaktadır. Çağdaş dünyanın demokrasileri yaygın ve karmaşık birlikler ağından oluşmaktadır. İnsan hakları üzerindeki baskı ve sınırlayıcı girişimlere karşı direnme ancak örgütlü savaşım ile olanaklıdır. Üye sayısının çokluğu birlikler tarafından gerçekleştirilen eylemlerin etkinliği açısından önemlidir. Örgütsel ilişki ağı hem birlikler hem de bireyler açısından yararlıdır.
     Örgütsel ilişkilere giren bireyler; güven, dayanışma ve yardımlaşma duyguları ile diğer ruhsal gereksinimlerini doyururlar. Çokluk içerisinde kendilerini daha güçlü hissederler.
     Böylece demokrasinin kökleşmesi için atılacak ilk adım, onu yaşatacak değerlerin bireylere aşılanmasıdır. Bu amaçla ülkemizde örgütlere ve birliklere önemli görevler düşmektedir. Demokrasiler ancak çoğulcu ve katılımcı bir yapıya sahip bulunan toplumlarda yaşayabildiklerine göre çoğulcu yapının oluşturulması ve ve sürdürülmesi bir tür birliklerin görev alanları içerisindedir. Örgütlerin getirdiği çoğulculuk demokrasilerin azınlık egemenliğine kayması gibi tehlikeli bir olguya karşı denge kuran sağlam bir yöntemdir.
     Belli bir sistem içerisinde anayasa ve yasalarla getirilecek hukuksal güvenceler bir noktaya kadar yeterli olabilir. İşbaşına geçen yeni siyasal yönetimler yeni yasal düzenlemelere giriştikleri zaman böylesine hukuksal güvenceler hiç bir anlam göstermeyebilir.
     Hukuksal güvence, insan hakları ve demokrasi açısından tek başına yeterli değildir.
     Demokrasinin tabanını ve alt yapısın oluşturabilecek olan örgütlenme toplumsal ve ekonomik güçlenme insan haklarının yasaklarla kaldırılamayacak ve hiç bir yönetimce değiştirilemeyecek gerçek güvencesini oluşturur. Tüm anayasaların, insan haklarının kutsallığı ve okunulmazlığını içeren bir genel başlangıca sahip olmasına karşın insan haklarının dokunulmazlığını gene de ve toplumsal ekonomik örgütlenme düzeyi belirler. Bu nedenle insan haklarının dokunulmazlığı tüm bireylere ayrı sorumluluk yükler.
     İnsanlarda sorumluluk duygusunun yaratacağı düşünce bireylere başkalarının hak ve özgürlüklerinin de en az kendilerinin ki kadar kutsal ve dokunulmaz olduğu gerçeğini anımsaktır.
     Çağımızın özgürlükçü demokrasilerinde, insan haklarının dokunulmazlığı bireylerin sorumluluğu ile denge içinde bulunur. Toplumun bireyleri böylesine bir sorumluluk duygusundan yoksun bulunuyorsa insan haklarına sahip çıkmazlar ve zamanla sınırlanması ve zorlaştırılması gibi yeni olgular ve toplumun gündemine gelebilir. Dokunulmazlık hakkı elde edebilecek derecede sorumluluk bilincine sahip olan kişilerle toplumların hakkıdır.
     Dokunulmazlık, insan haklarının keyfi ve kişisel çıkar amacıyla başkalarının zararına kullanılmasına olanak tanımamalıdır.
     Demokrasilerde insan hakları dokunulmaz olmalı ama bireylerde bu dokunulmazlığın sorumluluğuna ve bilincine sahip bulunmalıdır.
     Bireylerin sorumsuz davranmaları, insan haklarının bilincinde olmaları yönetimlere bu hakları geri almak veya sınırlandırmak hakkını kesinlikle vermez. Ne varki tarihte bu durumu  gerekçe göstererek insan haklarını sınırlayan veya kaldıran çeşitli yönetimlerin örnekleri görülmüştür.
               -Devam Edecek-
 
Bu haber toplam 984 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.

Haberler

Mersin Haber

Tarsus Haber
Oluşturma süresi(ms): -1