Mersin, Tarsus ve Bölgedeki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?

:

:

:

Mersin’in Denge Adayına İhtiyacı Var

BÖLGE siyasetinin tanınmış ismi, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adı öne çıkan Cumhuriyet Halk Partili Vahap Seçer’in Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Hakan Bulut’a verdiği özel röportajın ikinci bölümü.
Tarih: 13 Şubat 2018 Salı 08:57
Güncelleme: 13 Şubat 2018 Salı 09:09
Mersin’in Denge Adayına İhtiyacı Var
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
BÖLGE siyasetinin tanınmış ismi, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adı öne çıkan Cumhuriyet Halk Partili Vahap Seçer’in Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Hakan Bulut’a verdiği özel röportajın ikinci bölümü.
 

İlki geçtiğimiz Cuma günü yayınlanan ve kamuoyunda geniş yankı bulan röportajın bugün ki bölümünde deneyimli siyasetçi Vahap Seçer, AKP-MHP’nin ittifak çalışmalarını değerlendirerek, özellikle Mersin Büyükşehir Belediyesi için hangi aday profilinin önem kazandığına vurgu yapıyor.
 
İŞTE ÖZEL RÖPORTAJIN İKİNCİ BÖLÜMÜ
 
Hakan Bulut- AKP ile MHP artık ortak hareket ediyorlar. Seçimlere çatı adaylarla girmeleri gündemde. Bu yapının karşısındaki en güçlü parti konumunda olan CHP’nin, özellikle bölgemizde aday belirlenirken nelere dikkat etmesi gerekiyor? Mersin; merkezi, Doğusu-Batısı ile kozmopolit bir yapıya sahip… Bunla ilgili neler söyleyeceksiniz? 
 
Vahap Seçer: “Bir ittifak çalışmaları var; bunun nasıl bir sonuç ortaya çıkaracağını göreceğiz… Kendi hallerine bir komisyon oluşturdular. Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi sanki Türkiye’de başka bir siyasi parti yok! İşte demokrasi anlayışı, işte adalet anlayışı bu! Maalesef ne noktalara geldiğini görüyoruz… Siyasi Partiler Kanunu’nda değişiklik yapabilirsiniz, Seçim Kanunu’nda da yapabilirsiniz, ittifak yollarını açabilirsiniz, bunu yasal zemine oturtabilirsiniz.  Bunda bir şey yok, ama bunu yaparken demokrasinin en önemli unsurları dediğimiz diğer siyasi partileri devre dışı bırakır, ortağınızla bir masaya oturur, eşit koşullarda nasıl bir yarış ya da yarışın önünü açabiliriz, -İttifak yapalım ama seçimlerde adaletli bir ortam hazırlayalım, eşit koşullarda yarışın zeminini hazırlayalım-diye, diğer siyasi partilerin görüşlerini almaz , sadece yapacağınız Ali Cengiz oyunlarıyla seçimlerde onların bileğini nasıl bükeriz diye bir çalışma içerisinde olursanız bunun adı demokrasi olmaz!
Bunun adı hukuk devleti olmaz! Bunun adı zorbalık olur, bunun adı gücü gücü yetene olur! Bunun adı diktatörlük olur; bir kere buna karşıyım. Masa başında hukukun arkasından dolanarak, rakiplerini alt etmek için yapılan ittifak çalışmalarını meşru bulmuyorum! O masanın derhal dağılması lazım… Ancak hangi koşullar olursa olsun  biz hiçbir gerekçe göstermeden, olumsuz bir tavır ortaya koymadan bu seçimi rakiplerimiz bir ittifak halinde de gidecek olsa ya da ittifak şartlarını oluşturmadan  da gidecek olsa bizim hazırlıklı olmamız gerekiyor.  Biz masa başında ya da kapalı kapılar ardında ittifaktan ziyade hangi siyasi partiye oy vermiş olursa olsun biz tüm yurttaşlarımızla sandıkta ittifak yapmak istiyoruz!
 
HERKESİ KUCAKLAYABİLECEK KOCAMAN YÜREKLİ BİR SİYASİ FİGÜRLE CHP BU SEÇİMLERE GİTMELİ
Bizim ittifak arayışımız sandıkta olacak.  Mersin özeline gelirsek; gerçekten güzel bir soru sordunuz… Mersin’de yerel seçimlerde elbette ki uygun bir aday profiliyle partiler seçimlere gitmek isteyecek. CHP’ de bu düşünce içerisinde. Mersin’in özelliklerinden bahsettik… Coğrafi özelliklerinden, demografik özelliklerinden, inanç guruplarından, sosyo – ekonomik yapısından tüm bunları kucaklayacak bir denge adayına ihtiyaç var. Aday olacak insan Anamur’daki yurttaşın da sorununu çözebilecek, Tarsus’taki yurttaşın da sorunlarını çözebilecek. İnancı ne olursa olsun, mezhebi ne olursa olsun o vatandaşına kendini iyi hissettirebilecek. Etnik kökeni ne olursa olsun o yurttaşına kendini iyi hissettirebilecek. Ötekileştirmeyecek, ürkütmeyecek. Herkesi kucaklayabilecek kocaman yürekli bir siyasi figürle CHP bu seçimlere gitmeli.
 
 
Elbette ki bütün bu özellikleri, bu görüşleri, bu yaşam biçimini, bu anlayış içinde olduğumu düşünerek -bu siyasi profile uygun bir isim- olduğumu düşünüyorum. Elbette ki her insan kendini olumlu görür, olumlu değerlendirir. Ancak siyasi realite var. İnsanların yaşam biçimleri ve davranış biçimleri var. İnsanların siyaset yapma şekilleri var. Bir tarzları var, bütün bunları göz önüne aldığımız zaman sokaktaki insan eğer beni böyle değerlendiriyorsa, bunu seslendiriyorsa, bunu dillendiriyorsa ya da başka arkadaşım için bu değerlendirmeyi yapabiliyorsa, emin olun o ses partimizin yetkili kurulları tarafından duyurulacaktır. Ya da aday bir ön seçim yoklaması ile yapılacaksa parti üyeleri tarafından duyurulacaktır. Ve ona göre CHP’nin adayı şekillenecektir. Toparlayacak olursam Partimizin Mersin’de göstereceği aday kesinlikle kenti tanımalı, kentin sorunlarını bilmeli… Kent hafızası olmalı, bilgi birikimi olmalı, kapsayıcı olmalı, keskin ideolojik tavırlı olmamalı, kime oy verirse versin tüm yurttaşları kucaklayabilecek bir karakterde olmalı. İşte bütün bunları bir araya getirdiğiniz zaman Mersin’de ideal bir ismi bulmuş sayılırsınız.
 
Hakan Bulut- Mevcut Mersin Büyükşehir Belediyesi yönetimi, büyük vaatlerle göreve geldi. Özellikle altyapı ve ulaşımdaki vaatlerin birçoğu yerine getirilmedi. Vatandaşlardan bu konuda şikayetler var. Sizce, mevcut yönetimin hizmet anlayışındaki eksiklikler nelerdir? 
 
Vahap Seçer: Mersin’i yönetmek, mevcut yeni Bütünşehir Yasasıyla beraber ilk uygulama olduğunu da düşünürsek, bu yasa 2014 seçimlerinden sonra yürürlüğe girdi. Bizim daha öce ki büyük şehrimiz dört merkez ilçe ile sınırlıydı. Şimdi kentin idari sınırları belediye sınırları oldu. Doğal olarak farklı bir konseptle yönetim anlayışı gerektiren bir düzenlemedir büyük şehir yasası. Mevcut belediye kadrosu, belediye başkanı bu yeni düzenleme ile göreve başladı ve bugün Mersin halkı A konusunda veya B konusunda ya da kentin her hangi bir sorununda yeterli bir hizmet alamadığını ya da her hangi bir kayda değer yatırımın sorun çözücü politikaların uygulanmadığını şikayet ediyorsa mevcut yönetim demek ki bu konuda pek hazırlıksız gelmiş.

 

Elbette ki seçim öncesi kitapçıklar yayınlarsınız ağzınız dolu dolu projeler ortaya koyarsınız, ama 5 yıl siyasi görevde uzun gibi görünse de kısa dönemdir. Ben her zaman şunu söylüyorum… Bir belediye başkanı ortaya koyacağı projeler, ortaya koyacağı politikalar, o koltuğa oturduğu anda cebinde hazır bekliyor olmalı, hemen çıkartıp onu işleme koymalı.
Yoksa gelirsiniz 1 yılınız zaten “Hoş geldin , hayırlı olsun, kutluyoruz” ile geçer. O koltuğa o belediyeye o yapıya uyum sağlamakla geçer. Hizmet etmeye çıkalım dersiniz, eğer hazırlığınız yoksa kentin sorunları nedir diye bakalım dersiniz 1 yılınız daha geçer… Bu konuda proje çalışmaları başlatalım dersiniz geçer 2 yıl daha ve kalır geriye 1 yıl… 1 yıl sonra da seçimlere girme durumunda kalırsınız ve kayda değer hiçbir iş yapmamış olursunuz. Burada mesele kentin konforuna uygun işler yapmak değil. Yani sokağı temizlemek, ağaç budamak , peyzaj çalışmaları yapmak, çiçek ekmek, sahil düzenlemesi yapmak gibi çalışmalar değil, konfor çalışmaları ya da kentin konforunu, yurttaşın konforunu artıracak bir çalışmalar değil. Temel sorunlar insanların refahına yönelik. İşsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik istihdam alanlarının yaratılmasına yönelik , yeni iş alanlarının açılmasına yönelik ya da önemli yatırım yapılmasına yönelik, kent içi trafik ile  ilgili, kentin planlamasını yapmaya yönelik ya da son derece imar konusunda kirliliğin yaşandığı , çarpık yapıların olduğu,çevre koşullarının son derece sağlıksız olduğu kentsel dönüşüme ihtiyaç olan yerlerde kentsel dönüşüme geçiş olan yerlerde bunlardır esas önemli çalışmalar ,önemli başarılar. Ya da fabrika kurmak istiyor yatırımcı ,fabrika kuracak alan bulamıyor. Ya da arsa bulamıyor. Bunları ortaya çıkarmak , bu konularda proje üretmek ,yatırımcı çekmek, burada ekonomiyi canlandırıcı tedbirler almak önemli. Bunun önünde mihmandar olmak, kılavuz olmak, iş birliği yapmak,  özel sektörle devletle, merkezi hükümetle bunlardır önemli çalışmalar bir belediye için. Yoksa kentin sokaklarını temizliyoruz gayet güzel, tertemiz!
 
Ağaçları da budadık, sinek ilaçlamasını da yaptık, ama işsizlik her geçen gün arttı! Her geçen gün kent nefes alamaz hale geldi. Araçlar artık üst üste geldi, park yeri bulamamaya başladı. Ya da muazzam bir mimar kirliliği oldu… Kent  hava alamaz duruma geldi, sağlıksız bir çevre oluştu kenti rahatlatamadınız. Bu eksik hizmetlerdir, bu başarısızlıktır! Biz elbette ki daha çok eleştiren siyasetin dışında ne yapacağımızı söyleyerek, geçmişten bugüne , bugünkü yönetimden ta bizim kendi partimizin yönettiği yıllara, daha eski yıllara ,çözülmesi gereken ama çözülememiş, birikmiş sorunlara ilişkin ayakları yere basan, sürdürülebilir hangi projeleri ortaya koyabileceğimiz önemli. Yani şikayet etmek eleştirmek tenkit etmek değil , ne yapacağımızı söylemek , insanlara umut vermek, insanlara güven vermek… Şunu söylemesini istiyorum bu sefer CHP’nin adayına inanıyoruz, bu aday belediye başkanı olursa Mersinimize önemli hizmetler sunabilir! Önemli olan bu güveni vermek. Benim kimseyle kavga etmek gibi bir niyetim yok. Benim niyetim “En iyisini ortaya koymak ve kentime hizmet etmek”
 

Hakan Bulut-Sayın Vahap Seçer, son sözlerinizi alabilir miyiz..
 
Çok teşekkür ediyorum, son derece güzel bir söyleşi oldu. Umut ediyorum önemli bir süreçten geçiyoruz. Tabi ki kente dair sorunlarımız var ama ülkeye dair çok önemli sorunlarımız var, bölgeye dair çok önemli sorunlarımız var… Arzu ediyorum, umut ediyorum, toplumda bugün kara bulutların verdiği kasvet ortamı son bulsun. Türkiye daha huzurlu, daha adaletli, daha güvenli insanların geleceğe umutla baktığı bir ülke haline gelsin.
Bu bizim elimizde. Elbette dualarımız, dileklerimiz önemlidir. Ama bunları çalışarak, gayret ederek bunları birbirimizi severek ,birbirimizi sayarak, barışı egemen kılarak gerçekleştirebiliriz. En tepedekinden en aşağıya kadar bu ülkeyi yönetenler birbirleriyle kavga ettiği sürece bu ülke gün yüzü göremez!  Biz bu ülkeyi yönetenler ya da yönetmeye talip olan insanlar olarak yurttaşlarımıza iyi örnek olmak zorundayız. Barışı, kardeşliği, nezaketi, kendi içimizde hakim kılacağız ki topluma sirayet etsin. Teşekkür ediyorum…(BİTTİ)



SAYIN VAHAP SEÇER'LE RÖPORTAJIMIZIN TAM METNİ İSE ŞU ŞEKİLDE

Tecrübeli siyasetçi Vahap Seçer, AKDENİZ’e konuştu
 
MERSİN BÖLGESİNİN SORUNLARINI VE ÇÖZÜM YOLLARINI YAKİNEN BİLİYORUM
 
BÖLGE siyasetinin tanınmış ismi, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adı öne çıkan Cumhuriyet Halk Partili Vahap Seçer, Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Hakan Bulut’a verdiği özel röportajda, dünden bugüne yaşadıklarını, siyasi deneyimlerini, partisinin kongresini ve hedeflerini paylaştı.
 
Samimi bir ortamda gerçekleşen röportaj sırasında Mersin il’inin coğrafi yapısı, demografik yapısı, bağrında taşıdığı zenginlikleri tek tek dile getiren Vahap Seçer, akıllı projeler, iyi ve sağlam bir yönetim anlayışıyla kentin uzun zamandan bu yana çözülmeyi bekleyen sorunlarının ortadan kalkacağına inandığını söyledi.
 
Genç yaşta ilçe başkanı olarak aktif siyasete giren, 2007-2015 yılları arasında iki dönem CHP Mersin Milletvekili olarak parlamentoda görev alan, partisinin değişik kademelerinde verilen görevleri başarıyla yerine getiren; siyasi kimliğinin yanı sıra Ziraat Mühendisliği ve işadamı kimliğini de başarıyla yerine getiren sayın Vahap Seçer’le Mersin’deki çalışma ofisinde yaptığımız samimi sohbetin tamamı şöyle:
 
Hakan Bulut (H.B.) Genç yaşta aktif siyasete atıldınız ve sosyal demokrat çizgiden sapmadan bugünlere geldiniz. İki dönem milletvekilliği yaptıktan sonra şimdi Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığında adınız ön plana çıkıyor. Kendinizi bu denli hizmete adamanızın sebepleri nelerdir?
 
 
Vahap Seçer (V.S.), “Ben bu kentte doğdum. Tarsus’ta dünyaya geldim ve kendimi bildim bileli de sokakta oldum, çalışma hayatında oldum, halkın içerisinde oldum… 5 yaşında kunduracı çırağı olarak hayata atıldım. O tarihlerde alın terinin, emeğin, çalışmanın ne olduğunu, ne kadar kutsal olduğunu, ne kadar değerli olduğunu gördüm. Ve öğrenim hayatımda Tarsus’ta geçti. İlk-orta öğrenimimi Tarsus’ta tamamladım. Daha sonra Adana’da teknik liseye kayıt oldum. Sınavları kazanarak gittim. Akabinde de Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden mezun oldum. Üniversiteden mezun olduktan sonra; hatta üniversite yıllarında kendi işimi kurma çabası içerisinde oldum. Üniversiteden mezun olduktan sonra da ara vermeksizin iş hayatına atıldım. 8 ay kısa dönem askerlik yaptım. Ve akabinde çalışma hayatına devam ettim. Evliyim, mutlu bir aile kurma sürecim nasip oldu ve gerçekleşti. Bugün mutlu bir aile sahibiyim, 2 evladım var…
 
İNSANLARI MUTLU ETMESİNİ SEVEN BİR YARADILIŞA SAHİBİM
1990’lı yılların başında siyasette görev almaya başladım. 1991 yılında Tarsus’ta Demokratik  Sol Parti’nin (DSP) ilçe başkanı olarak; yani 1991 seçimlerinde Demokratik Sol Parti’nin parlamentoya ilk kez milletvekilliği soktuğu seçimlerde, İlçe başkanı olarak görev aldım. Ve o günden bugüne siyasi hayatın içerisindeyim. 1992 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) tekrar siyasi hayata dönmesinde Tarsus’ta teşkilatın yapılanmasında önemli görevlerim oldu. Tabi ki DSP’den ayrılmıştım… Ve 1992 yılından beri de Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında yönetim kurulu üyeliği, kurultay delegeliği, milletvekilliği, parti meclisi üyeliği... Kısacası birçok görev nasip oldu ve bunu da elimden geldiğince hakkıyla yerine getirmeye çalıştım. Ben ülkeme hizmet etmeyi, kentime hizmet etmeyi ilke edinmiş bir insanım. İnsanlarla beraber olmayı, onların sorunlarını çözmeyi, onları dinlemeyi, çaresiz olduğu durumlarda çare olmayı, imkansızlıklarını imkana çevirmeyi; kısacası insanları mutlu etmesini seven bir yaradılışa sahibim.
 
2007-2015 yılları arasında iki dönem parlamentoda CHP kimliğiyle milletvekili olarak Mersin halkını temsil etmeye çalıştım. Oy veren-vermeyen tüm halkımın taleplerini, sorunlarını Parlamentoya taşıyarak orada gündeme getirdim. Yasama faaliyetlerinde toplumun taleplerini ilettim. Yasaların halkın taleplerine göre yapılmasına katkı sunmaya çalıştım. Çalışma alanım gereği ilk milletvekili olduğum dönemde Tarım Komisyonu’nda görev aldım. Daha sonra belli bir deneyim süresinden sonra Parlamento’nun en önemli komisyonlarından biri olan hatta en önemli komisyonu olan ‘Parlamentonun Kalbi’ diye tabir edilen Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görev yaptım. Orada son derece önemli deneyimler elde ettim. Önemli bilgiler elde ettim. Müktesebatım gelişti.  Her anlamda; çalışma hayatından-sağlık alanına; tarımdan-enerjiye, kısacası hayatın içerisinde ki (hayata dair) her alanda bilgi sahibi oldum ve 2015 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin Mersin’de yaptığı ön seçim yoklamasına müracaatım olmadı.
 
16 NİSAN’DA BİR NEFER GİBİ SAHADAYDIM
Bunun gerekçesi tamamen belli bir süre siyasete ara vermek, özel şartlarımdan kaynaklı bir dinlenme sürecine girmek ve daha sonra ki dönemlerde, eğer ihtiyaç duyulursa deneyimli bir siyasetçi kimliğiyle partimin verebileceği görevlere hazır olmaktı. Yani bir anlamda dinlenme sürecine girmek, kendi özel hayatıma ilişkin siyaset yaptığım, görev yaptığım sürede birikmiş sorunları ortadan kaldırmaktı. Ama diğer taraftan da daima sıcak siyasetin içerisinde olmak, gündemi takip etmek, ihtiyaç duyulduğu dönemlerde, örneğin referandum sürecinde olduğu gibi “Bir nefer gibi” görevde bir siyasetçi gibi partimin görüşlerini topluma aktarmak ve halkımızla temas kurmak her zaman benim için en baş, en önemeli görev olmuştur.
 
H.B. -- Uzun zamandan bu yana aktif siyasetin içerisindesiniz. Mersin merkez, Tarsus ve Batı Mersin ilçelerini yakından tanıyorsunuz. Mersin genelinin ve merkezin sizce en büyük eksiği ne? Yaptığınız gezilerde vatandaşlardan sizlere gelen en çok talepler neler?
 
 
V.S.: Mersin son derece geniş bir hinterlant… 16 bin km2 alan bir ucundan diğer ucuna yani Antalya’ya sınırı olan Anamur Kaledran’dan, Adana sınırı olan Yenice’ye 320 km kuş uçuşu bir sahile sahip bir kent.
 
Son derece müstesna bir kent, belki de dünyanın en güzel kentlerinden birinde yaşıyoruz. Bu bizim için son derece önemli ve övünç kaynağı olması gereken bir durum… Bu coğrafi özelliklerinin yanında son derece çeşitli olan bir kent… Çok farklı etnik yapıların, inanç gruplarının olduğu bir kent. Son derece farklı sosyal-ekonomik yapıların olduğu bir kent. Burada son derece geçim sıkıntısı içerisinde olan yurttaşlarla da karşılaşabilirsiniz; bunun yanı sıra çok önemli firmaların sahipleri, ülke ekonomisine katkı yapan sanayici, iş adamı ihracatçı insanlarla da karşılaşabilirsiniz.
 
MERSİN TÜRKİYE’NİN BİR İZDÜŞÜMÜDÜR
Bu kentte tarlada alın teriyle üretim yapan portakal üreten, serada biber-patlıcan-domates üreten bağında üzüm üreten insanla da karşılaşabilirsiniz. Ormanda çocuğunun rızkını çıkartmak için sabahın erken saatlerinden karanlığına kadar orman işleriyle ilgilenen insanlarla da karşılaşabilirsiniz. Organize Sanayi Bölgesinde kol gücünü kullanarak fabrikalarda üretim yapan işçiyle de karşılaşabilirsiniz… Beyaz yakalıyla da, mavi yakalıyla da her yapıdan insanla bir arada olabilirsiniz. Bu aynı zamanda Mersin’in Türkiye hüviyetinde bir kent olduğunun da işaretidir. Adeta Mersin Türkiye’nin bir izdüşümüdür.
 
Burada Trakyalı bir vatandaşımızla da karşılaşabilirsiniz. Kökeni Doğu’ya, Güneydoğu’ya, Diyarbakır’a ,Muş’a, Karadeniz’e , Samsun’a ,Trabzon’a, Ege’ye, İzmir’e dayanan insanlarla da bir arada olabilirsiniz. Bir dönem önemli iç göç alan kentlerimizden bir tanesi hatta… Ortadoğu’da meydana gelen arzu etmediğimiz gelişmelerden dolayı vatanını terk eden ateşten kaçan, savaştan kaçan, ölümden kaçan Suriyeli misafirlerle karşılaşabilirsiniz. Bu kent son derece zengin bir kent. Bunun yanında önemli imkanları da var, ekonomik zenginlikleri de var, önemli sanayi tesislerimiz var, önemli tarım topraklarımız var. Türkiye’nin muz üretiminin, çilek üretiminin, limon üretiminin, önemli bir miktarı bu hinterlant da Mersinimiz’de gerçekleşiyor.  Bizim kent gelirlerimizin %30’u tarıma dayalı,  %40’ı sanayiye dayalı. Böyle zengin kentiz. Ödediğimiz vergiler içerisinde merkezi hükümete vergi ödeyen 81 vilayet içerisinde en önemli, en yüksek vergiyi ödeyen kentlerden biriyiz. Şimdi bu özellikler içerisinde Mersin’in de önemli sorunları olduğunu maalesef söylemek zorundayım. Bu kadar kaynaklarımız olacak, bu kadar arsa değeriniz yüksek olacak, coğrafi özellikleriniz olacak, stratejik önem olacak, kent demografisi bakımından zengin bir demografiye sahip olacaksınız… Ama sorunlarınız olacak!
En önemli sorunlarımızdan bir tanesi özellikle Suriyeli sığınmacılardan sonra kayıt dışı işsizliğin artması. Bu durum bizim kendi yurttaşlarımızın işsizlik oranında zaten önemli bir patlama yaptı. Bana bu soruyu soran herkese gözüm kapalı verebileceğim cevap “Mersin’de en önemli sorun işsizlik sorunudur” derim. Gerisi teferruattır. İnsanların işsiz olması ekonomilerinin bozuk olması anlamına gelir.  Bir insanın ekonomisinin bozuk olması bazı hatalara eğilimli olmasına neden olabilir.
 
Eğer bir insanın işi varsa bir meşguliyeti varsa O insandan bir terörist yaratamazsınız. Bir kapkaççı bir hırsız ya da sokağın, mahallenin asayişini bozan kötü huylu bir yurttaş yaratamazsınız. Ama işi olursa, O toplum içinde daha muteber bir yurttaştır. Topluma, kentine, milletine daha çok katkı sunan bir yurttaştır. Bu sebeple Mersin’de çözülmesi gereken, el atılması gereken en önemli sorunun işsizlik olduğunu düşünüyorum.
 
H.B.- Yerel yönetimlerin kentin ekonomik ve sosyal yönden gelişmesine büyük katkı sağladıklarını biliyoruz. Buna en güzel örnek Eskişehir. Fakat Mersin arzu edilen atılımı bir türlü gerçekleştiremedi. Talip olduğunuz göreve gelmeniz durumunda ekonomi dünyası için nasıl bir çalışma yürüteceğinizi ve bu konuda hangi projeleri vatandaşa sunacağınızdan bahseder misiniz? 
 
 
V.S.: Büyükşehir Belediye Başkanı olmak, bu seçimlerde partimin aday olup seçimden başarılı çıkıp o mevkide olmak ve kenti idare etmek en büyük arzum. Bu önümüzdeki süreç içerisinde; ki  partimin önce bir adaylık görevi vermesi, daha sonrada seçimde başarılı olmamla gerçekleşecek bir durum. Ancak ben sohbetin başında da söyledim, her hangi bir siyasi beklenti içerisinde olmadan görev almadığım süreç içerisinde de daima sıcak siyasetin içerisinde oldum. Bunun temel sebebi partimin bana ihtiyaç duyduğu bir noktada siyaset yapmaya, görev almaya hazır olmak. Şimdi tam da benim yaptığım bu!
 
Elbette ki büyükşehir başkanı olacakmışım gibi kentin sorunlarına ilişkin bir takım çalışmalarım var. Zaten milletvekilliği süremden gelen birikmiş siyasi hafızam var. Kentin sorunlarına ilişkin hafızam var. Yani Anamur’da muz üreticisinin sorunu nedir? Ya da Tarsus’ta yapılması planlanan yılan hikayesine dönen Çukurova uluslararası Havaalanı’nın öyküsü nedir? Ya da Sahil Bandı Projesinin öyküsü nedir? Ya da Nükleer Santral Projesi’nin bugüne kadar hangi aşamalardan geçtiğine dair elbette ki bilgi sahibiyim. Dolayısıyla kentin sorunlarını teşhis ederken, yani hastalığı teşhis ederken tedavi konusunda da son derece önemli  birikime ve donanıma sahip olduğumu düşünüyorum. Peki ‘bu tedavi yönteminiz ne olacak?’ diye soracak olursanız, elbette ki bu konuda önemli çalışmalar yapıyoruz. İşsizliği nasıl önleyebiliriz ? Kentin en önemli sorunlarından bir tanesi kent içi ulaşım sorunu, toplu taşıma sorunu, akşam saatlerinde Mersin merkezde trafiğin sıkışması ya da çevre sorunları… Bunlara ilişkin belediye başkanlığı makamına oturduğumuz dakikadan, saniyeden itibaren devreye sokacağımız projelerimizin hazırlığı içerisindeyiz. Adaylık kampanyası sürecinde bunları seçmenlerimizle konuşacağız. Bu hazırlıkları tamamlayacağız.
 
Elbette ki sorunları ortaya koymak kolay, eleştirmek kolay ama bunların çözüm yolunun ne olacağı konusunda biz vatandaşlarımızı ikna edeceğiz ki, onların güvenini sağlayalım, itibarını alalım… Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı bu sorunlara hakimdir ve çözüm yolları da makuldür deyip onların güvenini alıp onların oylarını almanız lazım. Bu konuda çok önemli çalışmalar yapıyoruz. Önemli beyinlerle, önemli birikimlere sahip akademisyenlerle, önemli birikimlere sahip; her alanda deneyimli, ekonomik konularda (bunun içerisinde sanayidir, tarımdır, turizmdir, inşaat sektörüdür) bir çok ekonomik faaliyet içerisinde olan sektörlerde iddialı isimlerle bir araya geliyoruz. Ben eğer Mersin’e belediye başkanı olursam bu kenti tek yönetemeyeceğini bilecek kadar hem siyasi deneyime sahibim hem iş deneyime sahibim. Ben yatırımcı bir insanım. Hayatım çalışmakla geçti. Hayatım yatırım yapmakla geçti. Hayatım yönetmekle geçti.  Risk nasıl alınır, yatırım nasıl yapılır, ekonomi nasıl geliştirilir, istihdama nasıl katkı verebiliriz, bunları bilen bir insanım ve deneyimlerimden yola çıkarak, belediye başkanı olarak eğer kentime faydalı olacaksam bu projeleri hayata geçireceksem, bunun iyi bir takım çalışmasından geçtiğini bilecek kadarım. Önce iyi bir takım oluşturmak, her konuda bilgi sahibi , güven veren, nitelikli, ahlaklı insanları bir araya getirmek, bunlarla bir projeksiyon yapmak, projeler yapmak ve göreve geldiğimiz dakikadan itibaren bu kadroyla bu projeleri  hayata geçirmek en önemli, en birinci amacım! Bu sebeple de şu anda dahil henüz bir seçim ortamı olmadan seçime aylar kala ben bu çalışmaları başlattım. Hatta şu günkü tarihten  1,5 yıl önceden ben bu çalışmaları başlattım. Şu anda da devam ediyoruz. Seçim sathıne girdiğimiz zaman bu projelerimizle vatandaşlarımızın karşısın da çıkacağız ve bu projelerimizi onlarla paylaşacağız.
 
H.B.- Cumhuriyet Halk Partisi, “Adalet ve Cesaret” olarak adlandırılan 36. kurultayını tamamladı. Sayın Genel Başkanla yola devam kararı alındı. Sizde kurultaya katılım gösterdiniz… Kurultay değerlendirmelerini alabilir miyiz?
 
V.S.- Tabi delege kararını verdi. Bir kurultay süreci yaşadık.  Önce ilçe kongreleri yapıldı, daha sonra 81 ilde İl Kongrelerimiz yapıldı. Bunlar parti içerisinde bir heyecan, bir hareketlilik yarattı. Bunlar da siyasi partilerde parti tabanınızı konsolide etmek, heyecanda tutmak, o şevk içerisinde tutabilmek için önemli süreçlerdir. Bunları her parti yaşıyor; bizde CHP olarak yaşıyoruz… Ve nihayetinde de geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da kurultayımızı yaptık ve  Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bir kez daha delegenin güven oyunu alarak göreve devam edecek. Partimiz Parti meclisini oluşturdu. Sayın Genel Başkanın tüzüğümüz gereği verdiği yetkiyi kullanarak oluşturacağı bir A takımı diye tabir ettiğimiz bir merkez yürütme kurulu oluşacak.
 
Ve bu yapıyla beraber, bu kadroyla beraber Sayın Genel Başkanımız partimizi  tarihimizin en önemli seçimlerine, 2019 Yerel ve Cumhurbaşkanlığı ve beraberinde yapılacak olan parlamento seçimlerine taşıyacak.  Kurultay geride kalmıştır. Kurultaya yönelik söyleyecek hiçbir şeyim yok.  Delegasyon kurultay salonunda söyleyeceğini söylemiştir. Bundan sonra bizim odaklanacağımız konu 2019 seçimlerinde partimizi nasıl başarılı kılarız; ne kadar fazla belediye başkanlığı kazanabiliriz, Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayımızı oradan galip olarak çıkartırız, Cumhuriyet Halk Partisi’nin dünya görüşünde, temel ilkelerinde bir siyasetçiyi o makama getiririz ve akabinde de parlamentoda çoğunluğu elde ederiz… Bütün dikkatlerimizi buna yöneltmemiz lazım. Karşımızda bir iktidar gücü var, önemli bir güç var. Bunun yanında; yanına aldığı bir muhalefet var.  Ve biz maalesef şu anda Türkiye siyasetinde, parlamentoda tek başına mücadele etmeye çalışan, kıt imkanlarla olağanüstü koşullarda bu görevi yapmaya çalışan bir siyasi parti konumundayız.  Elbette ki ortamın sıkıntılarını zorluklarını anlatmak için bu değerlendirmeyi yaptım.  Bu demek değildir ki tek başımıza kaldık, karşımızda önemli bir güç var teslim olacağız… Tabi ki Hayır! Elbette ki mücadele edeceğiz, elbette ki başarılı olacağız. Bir diğer muhalefet partisi var kolu kanadı kırılmış, eş başkanları cezaevinde milletvekilleri cezaevinde, belediye başkanları cezaevinde… Şimdi bu görev bu misyon yani  iktidarın yanlışlarını ortaya koymak “dur” deme, seçimde mücadele etme,  Türkiye’nin bu kötü gidişini tersine döndürme görevi Cumhuriyet Halk Partisi’nde ve bizlerde. O çatı altında siyaset yapan bizlerde. Biz hangi hal ve şart olursa olsun bir kere kendi içimizdeki olumsuzlukları ortadan kaldıracağız. Efendim falanca genel başkanı destekledi bu siyasetçi arkadaşımız , falanca ilk başkanını destekledi  bizim listeyi desteklemedi…Bunları unutacağız! Artık tek vücut olacağız.  Kongreler  geride kaldı. Parti içi yarış geride kaldı. Başkanımızın yanında duracağız, yardımcı olacağız, beraber yürüyeceğiz. Biz enerjimizi tamamen iktidarı nasıl alt ederiz, nasıl deviririz,  nasıl iktidar olabiliriz, nasıl seçimlerde başarılı olabiliriz buna harcayacağız. Bu sebeple bundan sonra bizim temel gündemimiz birinci gündemimiz 2019 seçimleri olmalı diye düşünüyorum. 

Hakan Bulut- AKP ile MHP artık ortak hareket ediyorlar. Seçimlere çatı adaylarla girmeleri gündemde. Bu yapının karşısındaki en güçlü parti konumunda olan CHP’nin, özellikle bölgemizde aday belirlenirken nelere dikkat etmesi gerekiyor? Mersin; merkezi, Doğusu-Batısı ile kozmopolit bir yapıya sahip… Bunla ilgili neler söyleyeceksiniz? 
 
Vahap Seçer: “Bir ittifak çalışmaları var; bunun nasıl bir sonuç ortaya çıkaracağını göreceğiz… Kendi hallerine bir komisyon oluşturdular. Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi sanki Türkiye’de başka bir siyasi parti yok! İşte demokrasi anlayışı, işte adalet anlayışı bu! Maalesef ne noktalara geldiğini görüyoruz… Siyasi Partiler Kanunu’nda değişiklik yapabilirsiniz, Seçim Kanunu’nda da yapabilirsiniz, ittifak yollarını açabilirsiniz, bunu yasal zemine oturtabilirsiniz.  Bunda bir şey yok, ama bunu yaparken demokrasinin en önemli unsurları dediğimiz diğer siyasi partileri devre dışı bırakır, ortağınızla bir masaya oturur, eşit koşullarda nasıl bir yarış ya da yarışın önünü açabiliriz, -İttifak yapalım ama seçimlerde adaletli bir ortam hazırlayalım, eşit koşullarda yarışın zeminini hazırlayalım-diye, diğer siyasi partilerin görüşlerini almaz , sadece yapacağınız Ali Cengiz oyunlarıyla seçimlerde onların bileğini nasıl bükeriz diye bir çalışma içerisinde olursanız bunun adı demokrasi olmaz!
Bunun adı hukuk devleti olmaz! Bunun adı zorbalık olur, bunun adı gücü gücü yetene olur! Bunun adı diktatörlük olur; bir kere buna karşıyım. Masa başında hukukun arkasından dolanarak, rakiplerini alt etmek için yapılan ittifak çalışmalarını meşru bulmuyorum! O masanın derhal dağılması lazım… Ancak hangi koşullar olursa olsun  biz hiçbir gerekçe göstermeden, olumsuz bir tavır ortaya koymadan bu seçimi rakiplerimiz bir ittifak halinde de gidecek olsa ya da ittifak şartlarını oluşturmadan  da gidecek olsa bizim hazırlıklı olmamız gerekiyor.  Biz masa başında ya da kapalı kapılar ardında ittifaktan ziyade hangi siyasi partiye oy vermiş olursa olsun biz tüm yurttaşlarımızla sandıkta ittifak yapmak istiyoruz!
 
HERKESİ KUCAKLAYABİLECEK KOCAMAN YÜREKLİ BİR SİYASİ FİGÜRLE CHP BU SEÇİMLERE GİTMELİ
Bizim ittifak arayışımız sandıkta olacak.  Mersin özeline gelirsek; gerçekten güzel bir soru sordunuz… Mersin’de yerel seçimlerde elbette ki uygun bir aday profiliyle partiler seçimlere gitmek isteyecek. CHP’ de bu düşünce içerisinde. Mersin’in özelliklerinden bahsettik… Coğrafi özelliklerinden, demografik özelliklerinden, inanç guruplarından, sosyo – ekonomik yapısından tüm bunları kucaklayacak bir denge adayına ihtiyaç var. Aday olacak insan Anamur’daki yurttaşın da sorununu çözebilecek, Tarsus’taki yurttaşın da sorunlarını çözebilecek. İnancı ne olursa olsun, mezhebi ne olursa olsun o vatandaşına kendini iyi hissettirebilecek. Etnik kökeni ne olursa olsun o yurttaşına kendini iyi hissettirebilecek. Ötekileştirmeyecek, ürkütmeyecek. Herkesi kucaklayabilecek kocaman yürekli bir siyasi figürle CHP bu seçimlere gitmeli.
 
 
Elbette ki bütün bu özellikleri, bu görüşleri, bu yaşam biçimini, bu anlayış içinde olduğumu düşünerek -bu siyasi profile uygun bir isim- olduğumu düşünüyorum. Elbette ki her insan kendini olumlu görür, olumlu değerlendirir. Ancak siyasi realite var. İnsanların yaşam biçimleri ve davranış biçimleri var. İnsanların siyaset yapma şekilleri var. Bir tarzları var, bütün bunları göz önüne aldığımız zaman sokaktaki insan eğer beni böyle değerlendiriyorsa, bunu seslendiriyorsa, bunu dillendiriyorsa ya da başka arkadaşım için bu değerlendirmeyi yapabiliyorsa, emin olun o ses partimizin yetkili kurulları tarafından duyurulacaktır. Ya da aday bir ön seçim yoklaması ile yapılacaksa parti üyeleri tarafından duyurulacaktır. Ve ona göre CHP’nin adayı şekillenecektir. Toparlayacak olursam Partimizin Mersin’de göstereceği aday kesinlikle kenti tanımalı, kentin sorunlarını bilmeli… Kent hafızası olmalı, bilgi birikimi olmalı, kapsayıcı olmalı, keskin ideolojik tavırlı olmamalı, kime oy verirse versin tüm yurttaşları kucaklayabilecek bir karakterde olmalı. İşte bütün bunları bir araya getirdiğiniz zaman Mersin’de ideal bir ismi bulmuş sayılırsınız.
 
Hakan Bulut- Mevcut Mersin Büyükşehir Belediyesi yönetimi, büyük vaatlerle göreve geldi. Özellikle altyapı ve ulaşımdaki vaatlerin birçoğu yerine getirilmedi. Vatandaşlardan bu konuda şikayetler var. Sizce, mevcut yönetimin hizmet anlayışındaki eksiklikler nelerdir? 
 
Vahap Seçer: Mersin’i yönetmek, mevcut yeni Bütünşehir Yasasıyla beraber ilk uygulama olduğunu da düşünürsek, bu yasa 2014 seçimlerinden sonra yürürlüğe girdi. Bizim daha öce ki büyük şehrimiz dört merkez ilçe ile sınırlıydı. Şimdi kentin idari sınırları belediye sınırları oldu. Doğal olarak farklı bir konseptle yönetim anlayışı gerektiren bir düzenlemedir büyük şehir yasası. Mevcut belediye kadrosu, belediye başkanı bu yeni düzenleme ile göreve başladı ve bugün Mersin halkı A konusunda veya B konusunda ya da kentin her hangi bir sorununda yeterli bir hizmet alamadığını ya da her hangi bir kayda değer yatırımın sorun çözücü politikaların uygulanmadığını şikayet ediyorsa mevcut yönetim demek ki bu konuda pek hazırlıksız gelmiş.
 
Elbette ki seçim öncesi kitapçıklar yayınlarsınız ağzınız dolu dolu projeler ortaya koyarsınız, ama 5 yıl siyasi görevde uzun gibi görünse de kısa dönemdir. Ben her zaman şunu söylüyorum… Bir belediye başkanı ortaya koyacağı projeler, ortaya koyacağı politikalar, o koltuğa oturduğu anda cebinde hazır bekliyor olmalı, hemen çıkartıp onu işleme koymalı.
Yoksa gelirsiniz 1 yılınız zaten “Hoş geldin , hayırlı olsun, kutluyoruz” ile geçer. O koltuğa o belediyeye o yapıya uyum sağlamakla geçer. Hizmet etmeye çıkalım dersiniz, eğer hazırlığınız yoksa kentin sorunları nedir diye bakalım dersiniz 1 yılınız daha geçer… Bu konuda proje çalışmaları başlatalım dersiniz geçer 2 yıl daha ve kalır geriye 1 yıl… 1 yıl sonra da seçimlere girme durumunda kalırsınız ve kayda değer hiçbir iş yapmamış olursunuz. Burada mesele kentin konforuna uygun işler yapmak değil. Yani sokağı temizlemek, ağaç budamak , peyzaj çalışmaları yapmak, çiçek ekmek, sahil düzenlemesi yapmak gibi çalışmalar değil, konfor çalışmaları ya da kentin konforunu, yurttaşın konforunu artıracak bir çalışmalar değil. Temel sorunlar insanların refahına yönelik. İşsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik istihdam alanlarının yaratılmasına yönelik , yeni iş alanlarının açılmasına yönelik ya da önemli yatırım yapılmasına yönelik, kent içi trafik ile  ilgili, kentin planlamasını yapmaya yönelik ya da son derece imar konusunda kirliliğin yaşandığı , çarpık yapıların olduğu,çevre koşullarının son derece sağlıksız olduğu kentsel dönüşüme ihtiyaç olan yerlerde kentsel dönüşüme geçiş olan yerlerde bunlardır esas önemli çalışmalar ,önemli başarılar. Ya da fabrika kurmak istiyor yatırımcı ,fabrika kuracak alan bulamıyor. Ya da arsa bulamıyor. Bunları ortaya çıkarmak , bu konularda proje üretmek ,yatırımcı çekmek, burada ekonomiyi canlandırıcı tedbirler almak önemli. Bunun önünde mihmandar olmak, kılavuz olmak, iş birliği yapmak,  özel sektörle devletle, merkezi hükümetle bunlardır önemli çalışmalar bir belediye için. Yoksa kentin sokaklarını temizliyoruz gayet güzel, tertemiz!
 
Ağaçları da budadık, sinek ilaçlamasını da yaptık, ama işsizlik her geçen gün arttı! Her geçen gün kent nefes alamaz hale geldi. Araçlar artık üst üste geldi, park yeri bulamamaya başladı. Ya da muazzam bir mimar kirliliği oldu… Kent  hava alamaz duruma geldi, sağlıksız bir çevre oluştu kenti rahatlatamadınız. Bu eksik hizmetlerdir, bu başarısızlıktır! Biz elbette ki daha çok eleştiren siyasetin dışında ne yapacağımızı söyleyerek, geçmişten bugüne , bugünkü yönetimden ta bizim kendi partimizin yönettiği yıllara, daha eski yıllara ,çözülmesi gereken ama çözülememiş, birikmiş sorunlara ilişkin ayakları yere basan, sürdürülebilir hangi projeleri ortaya koyabileceğimiz önemli. Yani şikayet etmek eleştirmek tenkit etmek değil , ne yapacağımızı söylemek , insanlara umut vermek, insanlara güven vermek… Şunu söylemesini istiyorum bu sefer CHP’nin adayına inanıyoruz, bu aday belediye başkanı olursa Mersinimize önemli hizmetler sunabilir! Önemli olan bu güveni vermek. Benim kimseyle kavga etmek gibi bir niyetim yok. Benim niyetim “En iyisini ortaya koymak ve kentime hizmet etmek”
 
Hakan Bulut-Sayın Vahap Seçer, son sözlerinizi alabilir miyiz..
 
Çok teşekkür ediyorum, son derece güzel bir söyleşi oldu. Umut ediyorum önemli bir süreçten geçiyoruz. Tabi ki kente dair sorunlarımız var ama ülkeye dair çok önemli sorunlarımız var, bölgeye dair çok önemli sorunlarımız var… Arzu ediyorum, umut ediyorum, toplumda bugün kara bulutların verdiği kasvet ortamı son bulsun. Türkiye daha huzurlu, daha adaletli, daha güvenli insanların geleceğe umutla baktığı bir ülke haline gelsin.
Bu bizim elimizde. Elbette dualarımız, dileklerimiz önemlidir. Ama bunları çalışarak, gayret ederek bunları birbirimizi severek ,birbirimizi sayarak, barışı egemen kılarak gerçekleştirebiliriz. En tepedekinden en aşağıya kadar bu ülkeyi yönetenler birbirleriyle kavga ettiği sürece bu ülke gün yüzü göremez!  Biz bu ülkeyi yönetenler ya da yönetmeye talip olan insanlar olarak yurttaşlarımıza iyi örnek olmak zorundayız. Barışı, kardeşliği, nezaketi, kendi içimizde hakim kılacağız ki topluma sirayet etsin. Teşekkür ediyorum…(BİTTİ)


 
Bu haber toplam 1839 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Tarsus Akdeniz ©1994 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.

Haberler

Mersin Haber

Tarsus Haber
Oluşturma süresi(ms): -1